Hukuk ve Edebiyat Çalışmaları Paneli Büyük Bir İlgiyle Karşılanarak Gerçekleştirildi

HUKUK VE EDEBİYAT ÇALIŞMALARI

13 Nisan 2011 Çarşamba günü Hukuk Fakültesi Orhan Zaim Konferans Salonu’nda başkanlığını Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Gülriz Uygur’un yaptığı panele Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Saim Üye, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi İrem Akı, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Genel Kamu Hukuku Araştırma Görevlisi Bilge Bingöl, Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Çiğdem Sever ve Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Genel Kamu Hukuku Araştırma Görevlisi Aslı Şimşek konuşmacı olarak katıldı. Panelin sunumunu Atılımcı Hukukçular Topluluğu Başkanı Görkem Alyanak gerçekleştirdi.

Panelin açış konuşmalarını Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nami Çağan ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Akkaya gerçekleştirdi. Prof Dr. Nami Çağan konuşmasında Hukuk ve Edebiyat Çalışmalarının günümüzde artan öneminden söz etti. Prof. Dr. Mustafa Akkaya iki hukuk fakültesi öğrencilerinin ve akademisyenlerinin bir araya gelmesinden ve böyle bir çalışma ortaya koymasından duyduğu mutluluğu dile getirdi.

Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencilerinin ve akademisyenlerinin katılımıyla gerçekleşen panelin ilk oturumunda yargıçlık ve yargıçlık meslek etiği ile ilgili sorunlar, program boyunca Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yürütülen Hukuk Felsefesi dersi altında kurulmuş olan Hukuk ve Edebiyat Grubu tarafından sunumlar yapıldı ve Pınar Kür’ün “Asılacak Kadın” adlı kitabının yasaklanması ile ilgili olarak Yaratıcı Drama Topluluğu üç perdelik drama gösterisiyle oturum devam etti.  Yine Hukuk ve Edebiyat Grubu tarafından, kitap üzerinden hâkimlik etiği konusu tartışıldı; kitapta geçen hâkim Faik İrfan Elverir’in nasıl bir portre çizdiği değerlendirildi. Yine kitaptaki avukat üzerinden avukatlık etiği konusu üzerinde duruldu.

Panelin ikinci oturumunda Doç Dr. Gülriz Uygur, 2005 yılından beri Hukuk ve Edebiyat Çalışmalarını yürüttüklerini ve son dönemlerde bu çalışmalarda hukuk meslek etiği konusuna ağırlık verdiklerini belirtti. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2. Sınıfta Hukuk ve Edebiyat ve Hukuk ve Meslek Etiği derslerini alan öğrenciler ile 3. Sınıfa geldiklerinde bu çalışmaları yürüttüklerini ve panelin ilk oturumunda buna ilişkin olarak öğrencilerin hazırladıkları çalışmaları sunduklarını ifade etti. Başta adalet kavramı olmak üzere hukuk eğitiminde yer alan temel konuları aydınlatmada bu çalışmalara ilişkin aldıkları mesafeyi anlatmak üzere sözü Yrd. Doç. Dr. Saim Üye’ye bıraktı.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Hukuk ve Edebiyat derslerini yürüten Yrd. Doç. Dr. Saim Üye, öncelikle Hukuk ve Edebiyat Çalışmalarının gelişim sürecine değindi ve 1970li yıllardan itibaren ABD’deki hukuk fakültelerinde ortaya çıkan bu çalışmaların bugün akademik bir disiplin haline geldiğini belirtti. Yapılan çalışmaların temelde “Edebiyatta Hukuk” ve “Edebiyat Olarak Hukuk” şeklinde ikiye ayrılabileceğinden söz eden Üye, edebiyatta hukuk çalışmalarının edebiyat metinleri aracılığıyla hukuku tartışmayı ve anlamayı sağladığını; buna karşılık edebiyat olarak hukuk çalışmalarının bir anayasa ya da yasayı edebi yorum türleri aracılığıyla okuma ve anlamaya yönelik olduğunu anlattı. Şu an Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde lisans düzeyinde edebiyatta hukuk çalışmalarını yürüttüklerini ve lisansüstü bir ders olarak edebiyat olarak hukuk çalışmalarını yürütmeyi düşündüklerini ifade etti.

Üye, Hukuk ve Edebiyat dersinin amacının hukuk felsefesine ilişkin sorunları tartışmak, soyut bilgilerim pratiğe aktarılmasını ve hukuk öğrencilerinin hukukçu kimliğine daha rahat ulaşmasını sağlamak olduğunu; edebiyat seven hukukçular yetiştirmek olmadığını belirtti. Hukuk sisteminin niteliğine dair bir farkındalık yaratılmasını sağlayan bu dersin bir hukukçunun üstlendiği görevin neye hizmet ettiğine yönelik eleştirel bakışı getirdiğini söyleyen Üye, mesleki deformasyonu önleme ve kendi mesleğine çok boyutlu bakabilme yeteneğini kazandırdığını ifade etti. Hukuk ve Edebiyat derslerinde hangi kitapları ve konuları işlediklerine de değinen Üye; Sophokles’ten Antigone’u, Shakespeare’den Venedik Taciri’ni, Dostoyevski’den Suç ve Ceza ve Karamazov Kardeşleri, Albert Camus’dan Yabancı’yı, Haldun Taner’den Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım’ı, Orhan Kemal’den 72. Koğuş ve Murtaza’yı, Faruk Erem’den Bir Ceza Avukatının Anıları’nı ve Aziz Nesin’den Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz’ı konu aldıklarını ve farklı eserlerle dersi zenginleştirdiklerinden söz etti. Bu eserlerde edebiyat ve hukuk bağlantısını nasıl kurduklarından örnekler verdi.

Oturum Başkanı Doç Dr. Gülriz Uygur, 3. Sınıfta Hukuk Felsefesi derslerinde ise kendi hukuk sistemimizdeki sorunları ve çözümlerini ortaya koymak için Türk edebiyatından hareket ettiklerini belirtti. Uygur, adalet kavramının nasıl anlaşılması gerektiğine ilişkin çalışmaları Öğr. Gör. Çiğdem Sever ve Ar. Gör. Bilge Bingöl ile yürüttüklerini ifade etti ve sözü onlara bıraktır.

Öğr. Gör. Çiğdem Sever, “12 Mart Romanları ve Hukuk” adlı çalışmada 12 Mart döneminde hukuki gelişmeler çerçevesinde nasıl bir hukuk, nasıl bir mahkeme ve nasıl bir cezaevi düzeninin olduğunu sorguladıklarını ifade etti. Bu çalışmayı öğrenciler ile 11 farklı roman üzerinden yürüttüklerinden söz etti. Sever; Sevgi Soysal Şafak’tan Yıldırım Bölge Koğuşu ve Yenişehir’de Bir Öğle Vakti, Füruzan’dan 47liler, Adalet Ağaoğlu’ndan Bir Düğün Gecesi, Erdal Öz’den Yaralısın, Pınar Kür’den Yarın Yarın, Çetin Altan’dan Büyük Gözaltı ve Bir Avuç Gökyüzü, Oya Baydar’dan Sıcak Külleri Kaldı, Melih Cevdet Anday’dan Gizli Emir adlı eserler üzerinden tartışmaları yürüttüklerini belirtti.

Ar. Gör. Bilge Bingöl ise adalet kavramına ilişkin tartışmaları “Sürgün Edebiyatında Ceza ve Adalet İlişkisi” konu başlığı altında değerlendirdiklerinden söz etti. Martha Nussbaum’un “Edebiyat adaletin tüm hikayesini anlatamaz; ancak adalet ile onun hayat bulması arasında bir köprü oluşturabilir” sözünden hareketle hukuk ve edebiyat ilişkisini nasıl kurduklarını belirtti. Sürgün edebiyatından Oya Baydar’ın Kedi Mektupları ve Hiçbir Yere Dönüş, Refik Halit Karay’ın Sürgün ve Halikarnas Balıkçısı’nın Mavi Sürgün adlı eserlerini ele aldıklarını söyleyen Bingöl; romanlardaki kahramanların sürgün yaşamlarından yola çıkarak devletin cezalandırma yetkisinin nereden kaynaklandığını, cezanın kaynağının ne olduğunu incelediklerini ifade etti.

Doç. Dr. Gülriz Uygur, son olarak Orhan Kemal’in Murtaza adlı eserinden hareketle çalışmalar yapan Ar. Gör. Aslı Şimşek ve Ar. Gör. İrem Akı’ya sözü bıraktı.

Ar. Gör. Aslı Şimşek, Ankara Hukuk’ta lisans öğrencisi olarak yürüttükleri “Orhan Kemal’in Murtaza’sı ve Hukuki Pozitivizm” adlı atölye çalışmasının içeriğinden, çalışmanın safhalarından ve kazandırdıklarından söz etti. Şimşek, Orhan Kemal’in Murtaza adlı eserindeki ana karakter Murtaza’nın mizahi kişiliği ve yapıp ettikleri çerçevesinde konuyu hukuki pozitivizmle nasıl bağlantılandırdıklarını ortaya koydu. Bu bağlantıyı “Austin’in hukuk teorisinde pozitif hukuk ile adalet düşüncesi arasında herhangi bir bağlantı yoktur. Hukuk biliminin konusu pozitif hukuktur. Murtaza da mevcut kuralların getirdiği düzen dışında daha adaletli ve iyinin olabileceğini akıl etmez. Bu bağlamda kuralın geçerliliği adalete uygun olmasına göre değil, egemenin emri olmasına göre değerlendirilir.” şeklinde kurduklarını belirtti.

Ar. Gör. İrem Akı ise doktora öğrencisi olarak lisans öğrencileri ile yürüttükleri “Bir Varmış Bir Yokmuş Joseph Raz Murtaza’yı Okumuş” adlı çalışmada Bekçi Murtaza karakterinin olaylar karşısında duruşunun ilk bakışta hukuki pozitivizm ile doğrudan bağlantılı görünmesine karşılık hukuki formalizm açısından da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Bunu anlatırken romanda geçen belli başlı diyaloglardan örnekler veren Akı, günümüzün yaşayan ünlü katı pozitivistlerinden Prof. Raz’ın Murtaza’yı okuduğunda nasıl bir değerlendirme yapacağından hareketle konuyu ele aldıklarından söz etti. Bu noktada kurallara sıkı sıkıya bağlılık iddiasında olan Murtaza’nın formalizmin kıskacında mı yoksa keyfiliğin doruklarında mı olduğunu sorguladıklarını belirtti.

Son olarak soru cevap kısmında öğrenciler ile birlikte konu tartışıldı ve değerlendirildi.